Yeni okuduğum bir kitap hakkında konuşmak istiyorum.Kitap engelli bireylerin gerçekten yaşamış olduğu şeyler hakkında şuanki imkanlar da her ne kadar yetersiz olsa da bundan yaklaşık 25 yıl önce imkanlar daha kısıtlıydı.Bir gün Süleyman Demirel bir hastanenin açılış konuşmasını yapıyor.Engelli bir birey bu sırada onunla konuşmak ve şikayet ve isteklerini söylemek istiyor.Tabi korumalar kendisine izin vermiyorlar.O da konuşmanın bambaşka bir yolunu buluyor.Nasıl mı?Tekerlekli sandalyesinden kendini yere atıyor ve bağırıyor. Ehh tüm muhabirler dahil herkesin dikkatini çekiyor tabi ve yaptığı bu cesurca hareket sayesinde Süleyman Demirelle konuşmayı başarıyor.Yapılan hastanelerde tekerlekli sandalyeler için bir yol olmamasından bahsediyor.Yazılana göre konuşma sonrasında Süleyman Demirel tüm kamu binalarında engelliler için giriş yapılmasını emrediyor.
         Okuduğum haberde geçen aralık ayında nüfusun %6,9'unun engelli olduğu belirtiliyor.Tuhaftır ki biz yolda her gün yüzlerce insan görsek gördüğümüz engelli birey sayısı fazlaca azdır.Üst ve alt geçitlerdeki asansörlerin genel olarak arızalı ya da kapalı olması yollardaki görme engelli bireyler için yapılan zeminlerin yamuk yumuk olması yollarımızın genelde çok engebeli olmasının bunlara sebep olan nedenlerin bir kısmı olduğunu söylebiliriz.İşin psikolojik vb. nedenleri de var elbette...
        Yakınını kaybeden birinin yanında yakınından bahsetmemeye çalışırız.Fiziksel rahatsızlığı olan biriyle de ne konuşacağımızı bilemeyiz aman yanlış bir şey demeyelim,incitmeyelim diye düşünürüz.Halbuki karşınızdaki sizi görüyor yahut sesinizi duyuyor ve temkinli hallerimiz onları daha çok rahatsız edip sosyal çevreden soyutluyor.Biz onlar yokmuş gibi davranıyoruz.Onlar da gerçekten yok olmaya çabalıyorlar.
            Akli olarak rahatsız birkaç kişi tanıyordum ve genelde ailem onlar hakkında beni uyarıyorlardı.Evet haklılar düzelmesi şu zamanda mümkün gözükmeyen bir hastalık ve görülen anormal hareketler bizi ürkütüyor.Onlar kendi zihin dünyalarında yaşıyorlar ve bizler oraya giremiyoruz.Böyle hastalarda biz sokaktan geçen sıradan insanların ve yahut uzak tanıdıkların yapabileceği bir şey olmadığı doğru.Yine de onların bakımı ve koruması tüm toplumun görevidir.
       Parmakla göstermeden dik dik bakmadan hafif bir tebessüm ederek ya da selam vererek GÖRMEZDEN GELMEYEREK,DALGA GEÇMEYEREK VE YÜKSEK SESLE HAKLARINDA KONUŞMAYARAK,Engellerinden önce fikir ve düşüncelerini görmeliyiz.Sahip oldukları bilgi ve tecrübeler bizim kendi başımıza kazanacağımızdan çok daha fazladır.BEYNİMİZDEKİ ENGELLERİ AŞALIM
      Kısacık ömrümüzde yapabileceğimiz güzel şeyleri yapmaya çalışalım.

Yorumlar

Popüler Yayınlar